Sıcak Haberler

Sitemiz ile ilgili olmasını istediğiniz önerilerinizi lütfen belirtiniz, eleştirilerinizi yazınız...

Depresyon PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 11 Ekim 2006 03:12

DEPRESYON

Depresyon ABD'lerinde en sık görülen,ciddi hastalıklardandır. Her yaştaki milyonlarca insanı etkiler ve yaşam boyu etkilemeye devam edebilir. Erişkinlerin yaklaşık beşte birinin yaşamları boyunca en az bir kez depresyon geçirme riski bulunduğu öne sürülmektedir. Depresyon tüm sosyoekonomik grupta karşımıza çıkmaktadır. Ortalama başlangıç yaşı; 20-30 yaşları arasında kümelenmektedir. Bununla beraber çocuk ve ergenlerde de depresyonla sıkça karşılaşılmaktadır; ancak bu gruptaki gençlerde depresyonun belirtileri erişkinlerdekinden farklı olmaktadır. Çocuklarda saldırganlık, davranış değişiklikleri, aile ve arkadaşlardan kopma, ilişkiye girmek istememe, akademik başarıda değişiklik, alkol-madde kullanımı depresyonun belirtileri olabilir. Altmış beş ve daha ileri yaştaki kişilerde görülen depresyon, önemli bir toplum sağlığı sorunudur.

 

 

Bu durum, depresyonu farkedilmeyen ve tedavi edilmeyen birçok kişinin acı çekmesine neden olur ve kendine yeterli olabilecek kişilerin işlevsel yetersizliğine yol açarak, ailelerle yaşlıların bakımını sağlayan kurumlar üzerinde yük oluşturur. Yaşlılardaki depresyonun bu derece sinsi seyretmesinin nedeni, gerek hastanın gerekse sağlık bakımı görevlilerinin, çok sayıda fiziksel sorunun bulunduğu koşullarda semptomları tanıyamamalarıdır. Depresif duygudurum; iştahsızlık, uykusuzluk, enerji eksikliği ve normal yaşam uğraşlarına ilginin kaybı gibi depresyonun diğer semptomlarından daha az belirgin olabilir. Yaşlılardaki çok sayıdaki fiziksel hastalık ile sosyal ve ekonomik sorunlar nedeniyle bireysel sağlık bakımı uzmanları, çoğu kez depresyonun bu sorunların normal bir sonucu olduğunu düşünürler; bu hastaların da paylaştığı bir tutumdur. Bu etmenler birleştiğinde, hastalığa tanı konamamasına, daha da önemlisi, tedavi edilememesine yol açarlar. Halbuki yaşlılarda görülen depresyon doğru ilaçlar ve uygun tedaviyle kronik bir hale gelmeden tedavi edilmesi bireysel olduğu kadar toplumsal bir kazanca da yol açabilmektedir. Ülkemizde yapılan çalışmaların sonucuna göre toplum içindeki psikiyatrik yardım gerektiren ruhsal bozuklukların yaygınlığının yaklaşık %20 olduğu ve özellikle depresyonun en sık görülen psikiyatrik bozukluk olduğu bildirilmiştir. Depresif belirtilerin ve depresyonun dünyada görülme sıklığı kadınlarda 2-3 kat daha yüksektir. Kadınlarda sıklıkla ilk depresyon belirtileri doğum sonrası dönemde görülmektedir. Bu yüksekliğin kadınların çare arama davranışına erkeklerden daha yatkın oldukları nedeniyle ortaya çıktığı savı bir süre sonra hormonal değişikliklerin kadınları depresyona daha yatkın hale getirdiği verileriyle ortadan kaldırılmıştır. Depresyon riskinin en düşük bulunduğu grubun evli erkekler olduğu, bunu evli kadınların; yalnız ya da dul kadınların izlediği bildirilmiştir. Depresif belirtiler için en yüksek risk ise ayrılmış veya boşanmış kadınlardır. Depresyon öncesi yaşam olaylarının sıklığı, erken çocukluk döneminde ebeveyn kaybı, ya da ayrılığı, evdeki çocuk sayısı, sosyoekonomik sorunlar gibi psikososyal değişkenler ile ailede depresyon öyküsünün bulunması da depresyon riskini arttırmaktadır. Bu bozukluk yıkıcı olabildiği gibi şimdi elimizdeki imkanlar ve gelişmeyle tedavi edilebilmektedir. Ancak bazı vakalar tanınmamakta ve böylece tedavi şansı da olmamaktadır. Ayrıca ülkemizde depresyonun büyük oranda tedavi gerektirir bir hastalık olarak değerlendirilmemesi, bir hayat tarzı olarak değerlendirilmesi ve düzelmesi için tıbbi tutumlardan çok dinsel kaynaklardan yardım alınmasıyla birçok kişi depresyonun zorluğuna ve acısına aylarca katlanmakta, kimi zaman depresyon kronik bir hal almakta ve tedavi daha güçleşmekte; en acısı da bazı tedavisiz kalanlar intiharla yaşamlarına son verebilmektedir.

Depresyon birçok belirti ve bulgudan oluşan bir sendromdur.

Bu belirtiler ;

*duygu-durumda değişiklik (günlük yaşamda mutsuzluk, hüzün, engellenmişlik yaşanabilen duygulardır; ancak bu duygular kısa süre içinde geçer; depresyonda ise bu depresif, umutsuz duygudurum belirgin bir değişiklik göstermeksizin günlerce devam eder.),

*uyku düzeninde ve kalitesinde bozulma ( uykunun azalması, sık bölünmesi,veya uyku miktarında artma),

*iştahta azalma ya da artma,

*aktivite düzeyinde değişiklik- genelde azalma ile karakterize,

*yorgunluk duygusu,

*motivasyon eksikliği( herhangi bir işe başlayamama, ya da başladığı işi tamamlamada güçlük yaşama),

*ilgi azlığı( daha önceden zevk aldığı şeylerden artık zevk almıyor olma, eski hobilerin artık zevk vermiyor olması),

*cinsel istekte azalma,

*konsantrasyon (yoğunlaşmada- örn; gazetede bir yazıyı başından sonuna kadar okumada güçlük, okuduğunun akılda kalmasında güçlük yaşama- ve dikkatte azalma

depresyonun sık karşılaşılan belirtileridir.

Bunlardan başka depresyondaki kişi kendisini eskiden olan çeşitli olayların suçlusu olarak görmekte yoğun suçluluk, pişmanlık duyguları duymaktadır. Kendini umutsuz, çaresiz ve değersiz hissetmekte; sosyal ilişkilerinde geri çekilme yaşamakta ve kişilerarası, mesleki işlevlerinde belirgin bir bozulmayla sadece duygusal anlamda değil düşüncede de umutsuzluk, çaresizlik yaşanmakta ve bütün bu zorlanmalar ölüm- intihar düşüncelerini de beraberinde getirebilmektedir.

Depresyonun belirtileriyle başa çıkabilmek için kişiler alkol- maddenin rahatlatıcı etkisinden faydalanmayı seçebilirler; ilk dönemde bu tür maddelerin kullanımı geçici bir rahatlama sağlasa da kullanım süregen hale geldiğinde depresyon daha da şiddetlenmekte ve madde bağımlılığı da ikinci bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

Depresyonun Nedenleri:

Depresyonun neden olduğuna ilişkin çalışmalar halen büyük bir hızla devam etmektedir; şu anda elimizde olan sonuçlara göre;

A. Organik nedenler;

1-Depresyon geçirenlerin ailelerinde de depresyon öyküsünün olması ve tek-çift yumurta ikizlerinde yapılan çalışmalar bu hastalıkta ailesel bir yatkınlığın olabileceğini göstermektedir.

2-Beyinde salgılanan çeşitli maddelerin depresyonda miktarlarının ya da aktivitelerinin azaldığı bilinmektedir. Zaten depresyonun tedavi edilmesinde kullanılan ilaçların başarısı da bu biyojenik amin dediğimiz maddelerin miktarını ve aktivitesini arttırmak yoluyla olmaktadır.

B.Sevilen bir kişinin kaybı, yaşanan hayal kırıklıkları, erken yaşta ebeveyn kaybının yaşanmış olması, hayatın ilk yıllarında aile içi sorunlar (özellikle anne-çocuk ilişkisindeki bozukluklar) depresyona zemin hazırlayabilmektedir.Kişinin çocukluğundan itibaren öğrendiği çaresizlik duygusu, olumsuz uyaranlara sürekli maruz kalma, kötü koşullarda yaşayan ve çalışan insanlarda sorunları çözebilecek olumlu düşünsel yapı gelişememekte ve yaşanılan olumsuz olaylar sürekli umutsuz, çaresiz bir bakış açısıyla karşılanmakta öğrenilmiş çaresizlik duygusuna sığınılmaktadır. Bu da depresyon için bir tetikleyici işlev görmektedir.Depresif olguların incelenmesinde ayrıntılı bir öykü alınması; kullanılan ilaçların, geçirilen hastalıkların dikkatlice değerlendirilmesi gereklidir. Çünkü kullanılan bazı ilaçlar ve çeşitli hastalıklar depresyona yol açabilmekte; altta yatan hastalığın tedavisi depresyonu da tedavi etmektedir.Depresyon herhangi bir yaşta; aniden ya da stresli bir olayı takiben başlayabilir. Belirtiler ve bulgular günler ya da haftalar içinde gelişebilir. Depresyonun tedavisi çok önemlidir; çünkü yaklaşık %50’sinde tedaviden sonra depresyon tekrarlayabilmektedir. Tedavi görmemiş ya da yeterli tedavi olmadan tedavinin kesilmesiyle depresyon kronikleşmekte ve yıkım oluşturan bir gidişi olmaktadır. Unutulmamalıdır; doğru süre ve doğru tedaviyle depresyon tamamen düzelen kişinin eski durumuna dönebildiği bir rahatsızlıktır.Belirtiler bir hafta devam ediyorsa, gün içinde üzüntü, umutsuzluk duygunuz değişmiyorsa bir psikiyatriste başvurmanız gereklidir. Tedavi ile depresyonun iyileşmesi %85 ve daha üstü bir orandır. Ancak bazı olgular dirençli olmakta ve tedavileri daha uzun ve yüz güldürücü sonuçlar daha geç olabilmektedir. Doktorunuz depresyonunuzun şiddeti ve kendinize- çevrenize zarar verme olasılığınız varsa hastaneye yatış önerebilir. Ancak depresyondaki kişilerin büyük bir çoğunluğu ayaktan ilaç tedavisi ve psikoterapi yardımıyla eski verimli, enerjik ve neşeli günlerine dönmektedirler. En önemlisi doktorunuzla ilişkiyi kesmemeniz; tedavinizin süresi hakkında kendi kendinize karar vermemeniz ve ilaçların etki göstermesi için 7-10 güne ihtiyaç olduğunu akılda tutmamızdır.

Depresyondan uzak, mutlu,üretken ve keyifli günler dileğiyle...

GünDönümü Psikiyatri ve Psikoterapi Merkezi

Son Güncelleme: Cumartesi, 07 Kasım 2009 18:45
 

Vinaora Visitors Counter

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün143
mod_vvisit_counterDün176
mod_vvisit_counterBu Hafta419
mod_vvisit_counterGeçen Hafta1289
mod_vvisit_counterBu Ay4357
mod_vvisit_counterGeçen Ay4938
mod_vvisit_counterTüm Günler255961