Sıcak Haberler

Sitemiz ile ilgili olmasını istediğiniz önerilerinizi lütfen belirtiniz, eleştirilerinizi yazınız...

Anasayfa Haberler Düşük ve Ölü Doğum

Ana Menü


Designed by:
SiteGround web hosting Joomla Templates
Düşük ve Ölü Doğum PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 09 Ekim 2006 09:49

DÜŞÜK   ve   ÖLÜ  DOĞUM



Üçüncü düşüğümden sonra delireceğimi zannettim. Normal bir kadın olmadığımı düşünmeye başladım; bunları hak etmek için çok kötü bir şey yapmış olmalıyım diye düşünmeye başladım. Sonraki her ay hamile olup olmadığımı merak ederek geçti. Bu hayatımı yöneten düşünce olmuştu. Kendimi yapayalnız hissediyordum ve yaşadığım acıyı kimse anlamıyordu. Sonunda hamile kalabildim bebeğimi kucağıma aldığımda kendimi mutsuz hissediyordum. Bu durum katlanılması zor bir hale geldi; herkes benim mutluluktan uçmamı beklerken ben her gelen kişinin yanında ağlıyordum. Kızım zor bir bebekti;bir gün kendimi seni sevmiyorum diye düşünürken buldum. Ve inanılmaz bir suçluluk duygusu beni sardı. Her şey beni yormuş, mutsuz etmiş ve çok suçlu hissettirmekteydi.




Spontane düşükler bilinen hamileliklerin %2’sini; fark edilmeyenlerin ise %20’sini kapsar.

Düşük kadın için saklı kalmış ve sıklıkla bilinmemiş bir şeyin kaybıdır. Genellikle  ebeveyn olacak çift dışında kimse bilmeden düşük gerçekleşir. Kimsenin bilmediği veya görmediği bir gerçeklik başlarına gelmiştir. Ancak kadın için olanlar gerçek ve can acıtıcıdır; kaybettiği bebeği için ağlamakta ve yasıyla mücadele etmektedir. Bu olay hamileliğin ileri dönemlerinde olursa yakınlarla bunu paylaşmak ve destek almak daha kolay olmaktadır. Bu  kötü deneyimi bir çok defalar yaşayan kadınlarda anksiyete, depresyon ve değersizlik duyguları sıklıkla yaşanmaktadır. Kadınlar kadın kimliklerinin ve değerlerinin tehdit altında olduğunu yaşarlar ve bu değersizlik duygularını daha da alevlendirir. Hamilelik durumunun kaybı potansiyel bir travmadır ve birçok  kadında bebeğin kaybının ardından ilk 4 ay içinde travma sonrası stres bozukluğu ortaya çıkabilir ve aylarca sürebilir. Anne bu kaybını günlük hayatını etkileyecek şekilde rüyalarda ve gündüz yaşamakta ve bebekle ilgili her şey ona kaybını ve bu deneyimin acısını hatırlatmaktadır. Bu bozukluğun geliştiği kadınlarda daha sonra depresyon gelişme riski yüksektir.  Genç yaşta görülen hamileliklerde erken kayıp yaşayan anne adaylarında belirgin fiziksel, duygusal, sosyal ve bilişsel yas tepkileri görülür ve bu kadınlar depresif bozukluk geliştirme açısından risk altındadırlar. Ancak genç yaşta bu acıyı yaşayan  kadınlar ilk yılın sonunda ruhsal açıdan en iyi durumda olan grubu oluşturmaktadır.



Düşük yapan  kadınlarda düşüğü takip eden ilk ay içinde minör depresif bozukluk gelişme riski artmıştır. Bu ruhsal sorun depresyon belirtilerinin daha hafif düzeyde 15 günden uzun sürdüğü durumları tanımlamak için kullanılır. Belirtilerin hafif  olması nedeniyle zaman içinde geçer diye profesyonel bir yardım alınmaması hatalıdır; çünkü zamanla belirtiler şiddetlenip kronik bir hal alır.



Düşükten sonra depresyon geçiren kadınların bu olaydan kendilerini sorumlu tuttukları; sosyal desteklerinin olmadığı; duygusal güçlerinin az olduğu; olaylarla aktif başa çıkma becerilerinin olmadığı; ekonomik düzeylerinin düşük olduğu ve kaybı izleyen ilk yılda tekrar hamileliğin olmadığı  anlaşılmıştır. Ayrıca var olan evlilik ve aile çatışmaları da kadınların depresyon geçirme olasılığını arttırır. Anne adayının tıbbi öyküsünde daha önce geçirilmiş depresyonun bulunması; sosyal destek sisteminin az olması ve kaybedilen bebeğe karşı ikircikli duyguların bulunması depresyonun öngörücüleridir. Bu parametreler açısından düşük yapan kadınlar araştırılmalı ve  izlem altında bulundurulmalıdırlar.

Depresyon tıbbi bir hastalıktır; bir kişilik defekti veya güçsüzlüğü değildir ve olguların çoğu başarılı bir şekilde tedavi edilebilir.

Ayrıca düşüğün ardından ilk 6 hafta sonunda  bedensel belirtiler de depresyona eşlik eder. Düşük sonucunda psikolojik sorunların görülmesinde bir öngörücü de gebeliğin planlanmış olup olmadığıdır.

Düşük ardından kadına gösterilen ilgi, destek duygusal alanda yaşanan sıkıntıyı, öfke ve depresif belirtilerin görülmesini azaltır. Geçen süre içinde kişinin kendine güven duygusu tekrar eski haline gelir; anksiyete, depresyon, öfke, karmaşa ve kaybın kişiselleştirilmesi azalır. Düşüğün nedenini belirlenmesi de anne adayının kendisini suçlamasını azaltır. Kişisel destek sisteminin az olması ve anne adayının sorumluluk duygusunun yüksek olduğu durumlar anksiyete ve depresyonla ilişkilidir. Kişinin kendine olan güveni  anksiyete ve depresyonu azalttığı gibi bu durumdan kendisini sorumlu tutmasını da azaltır. Benlik değerinin yükseltilmesini amaçlayan çalışmalar ve profesyonel yardım ile bu sürecin gelişmesi ile kadınların üzeride hamilelik kaybının olumsuz duygusal yükleri azalmaktadır.



Doğal gelişmeyen hamileliklerde veya anomalinin olduğu durumlarda hastane personeli nasıl davranacağını bilememekte ve bu kadınlarla ne yapacaklarını şaşırmış halde  bu can sıkıcı durumdan bir an önce kurtulmanın yollarını aramaktadırlar. Diğer bebeklerle birlikte yaygara koparan bir bebek yoktur; özensiz bir şekilde ölü bebekten kurtulunur; bu durumu yaşayan kadının evde başka çocukları olsa da anne olarak adlandırılmaz; tek başına bir odaya koyulur ve mümkün olduğunca hızlı bir şekilde eve gönderilir. Tıbbi açıdan gebeliğin sonlandırıldığı durumlarda da spontan düşüklerdeki gibi yas tepkileri görülür.

Terapötik kürtaj sonucunda psikolojik sorun yaşanması açısından  risk faktörleri; daha önce psikiyatrik hastalık öyküsü olması; genç yaşta olmak; zayıf sosyal desteğin bulunması; çoklu gebelik yaşayanlar; kürtaja karşı olan sosyokültürel gruba ait olunmasıdır.



Ölü doğum yapmış bir anne bebeği uzun zaman taşımış olduğu için daha yoğun bir kayıp duygusu ve travma yaşar. Bebeği ile ilgili planlar yapmış, onun için alışverişler yapmıştır. Bebek onun, eşinin ve diğer yakınlarının hayatlarının odağı haline gelmiştir. İşini bırakmış ya da bırakma planları, düzenlemeleri içindedir. Hamileliğe ilişkin bir çok düzenleme yapılmış; yakınlar hastanede bu mutlu olayı kutlamak için bir araya gelmişlerdir. Ama sonuçta elde kayıp bebeğe tutulacak yas vardır.  Ölü doğumdan sonra ortaya çıkan anksiyete ve depresyonun düzelmesi ve tekrar hamileliğin planlanması için  bir yıl beklenmesi uygundur. Ölü doğum her iki ebeveyn için de katlanılması çok zor olan bir kayıptır; ama annenin bebekle babanın içinde olmadığı bir ilişkisi vardır. Baba gelmesini sabırsızlıkla beklediği yeni birini kaybetmiştir; anne ise onun çok yakın bir parçası olduğu birini yitirmiştir. Annenin yaşadığı yalnız bir yastır. Bilmediğin fakat çok içten sevdiğin; senin için halen yabancı olan ama mümkün olan en yakın ilişkiyi yaşadığın birine güle güle demek çok zordur. Kadınlığının başarılı bir çocuk doğurmak olduğu hükmüne varmış bir dünyada bu çok daha güçtür.  Düşükten sonra baba adayları da yas tutarlar; ancak eşlerinden daha az şiddette ve daha kısa sürer. Daha az ağlarlar ve daha az konuşma ihtiyacı duyarlar. Yasın nedeni doğmamış çocuğa yönelik umutlar, fanteziler ve kişisel beklentilerin ortadan kalkmasıdır.  Bazı erkeler eşlerinin yasları ya da depresif duygu durumları nedeniyle kendilerini yüklü hissederler. Çatışmalı tepkiler çiftin ilişkisini etkiler ve kadında klinik depresyona yol açabilir.      





Genellikle düşük ya da ölü doğum yapmış kadınlara sempati duyulur. Ancak birçok kadın için sempati  yeterli değildir; Yas tutmak için zamana ihtiyaçları varken üzüntüleri yavan sözlerle bastırılır. Bebeklerini kaybeden çiftler diğer yas süreci içindeki kişiler gibi yas tutmalılar ve buna izin verilmelidir. Anne bu acı deneyimi geride bırakabilmek için yaşananları defalarca yeniden hatırlamalı ve üzerinden geçmelidir. Kayıp sonrası yas tepkileri genellikle şu sırayı izler;

1.       1.       İlk haftalarda boşluk hissi ile birlikte inkar görülebilir.

2.       2.       Bunu karamsarlık, suçluluk, depresyon ve öfkenin olduğu ikinci dönem izler.

3.       3.       Üçüncü dönemde kadın günlük işlevlerini yerine getirmeye başlar, fakat düşük benlik saygısı ile dikkatini toplama güçlüğü olabilir.

4.       4.       Son dönemde ölümü kabullenme ile uyum gerçekleşir.

Diğer yas süreçlerinde olduğu gibi öfke, suçluluk, inkar, depresyon ve umutsuzluk görülmektedir. Bu duyguların hiç birinin gözden kaçmaması gerekir ve hepsinin de teker teker destek verilerek yaşanmasına ve böylece yas sürecinin çözümlenmesine olanak verilmelidir.  Bu süreçte ebeveynin ilişkisi de baskı altında olabilir. Gerekli durumlarda çiftler de danışmanlık almalıdır. Ancak annenin daha yoğun olarak bir profesyonel desteğe ve danışmanlığa ihtiyacı olabilir. Birisinin dinlemesi ve bu kişisel trajediyi anlaması yaşanan yalnızlık duygusunu azaltır. Özellikle ölü doğmuş bebeğin ebeveynlerinin isteklerinin olması için azami çabanın gösterilmesi gerekir. Bebeğin kucakta tutulmak istenmesi, merhaba ve güle güle denmesi, fotoğrafının çekilmesi ve diğer  yapılmasını istedikleri ritüellerin düzenlenmesine olanak sağlanmalıdır. Ölü bebeğin hızlıca sarılıp ortadan yok edilmesi hastane personelinin acısının halletmesine yardımcı olabilir ama ebeveynlerin yaslarını yaşamalarına yardım etmez. Hastaneyi terk etme ve eve gitme acı bir olaydır.

·         ·         Bu dönemde annenin acısını yaşamasına olanak sağlanmalı ve yas sürecinin uzun sürdüğü ( iki aydan fazla ya da belirgin zayıflama, şiddetli anksiyete ve ölüm düşünceleri varsa) , annenin yaşamını ciddi anlamda etkilediği görülürse profesyonel bir yardım alınmalıdır.

·         ·         Böyle bir kayıp yaşandıysa; bebek görülmeli, kucağa alınmalı, ismi konulmalıdır. Hiç görülmemiş, isimsiz bir çocuk için yas tutulamaz.

·         ·         Bebek kusurlu gelişmiş bile olsa görülmelidir.  Çünkü hayal edilen gerçekte çok daha kötüdür. Bebeği tutmak, ona isim koymak, cenaze töreni düzenlemek ölümü daha gerçek yapacak ve ölümün üstesinden gelinmesini sağlayacaktır. Bebeğin bir mezarının bulunması ise onu ziyaret edecek daimi bir yerin olmasını ve yas sürecinin daha rahat yaşanmasını sağlayacaktır.

·         ·         Ölüm haberi alındığında annenin ilaçlarla uyutulması ve sakinleştirilmesi  o an için acının hafifletilmesi dışında bir işe yaramayacak tam tersi belleğin ve olayın gerçekliğinin bulanmasına olup bitenin acı da olsa doktorla tartışılıp kabullenme sürecinin başlamasına engel olacağı gibi ebeveynlerin birbirlerine destek olmasını da engellemektedir.

·         ·         Düşüncelerin bebeğin olumlu özelliklerinde odaklanması akrabalardan evde bebekle ilgili yapılan hazırlıkları yok etmemeleri olayın inkar edilmemesini sağlar bebeğe ait bir fotoğrafın ya da küçük elle tutulur  anısı olan bir şeyin saklanması da sağlıklı bir yas sürecinin yaşanması açısından gereklidir.

·         ·         Ağlamak yas sürecinin bir parçasıdır. Ne kadar çok ve uzun olursa olsun bu iş şimdi bitmelidir.

·         ·         Tek başına dünyaya karşı çıkmak ve olup biteni soranlara anlatmak yerine yakınlardan veya arkadaşlardan bu konuda yardım alınabilir.

·         ·         Yatıştırıcı ve sakinleştirici ilaçlar kendi başına bir doktorun gözetimi olmadan alınmamalıdır; başlangıçta yararlı bile  gözükse yas sürecini bozar ve kontrolsüz kullanım bağımlılık riski de içerir.

·         ·         Yeniden bir bebek sahibi olmak ya da kısırlaştırılma kararı gibi ileri ki doğurganlıkla ilgili alınacak her karar yas dönemi geçene kadar ertelenmelidir.

Geç dönemde bebek kaybı yaşayan anne adaylarında yaşanan yoğun yetersizlik duygusu  psikolojik sorun gelişmesine yol açabilir.

Hamileliğin geç dönemlerinde ortaya çıkan kayıptan sonra oluşan sağlıklı gebelik ve doğumdan sonra anneler böyle bir travma yaşamamış olan annelere göre daha fazla olumsuz duygu gösterirler; sağlıklı bebeklerinin ortalama bir bebekten daha fazla uyku, ağlama ve yeme sorunu çıkaracağı inancında olurlar ve bebeklerini diğer bebeklerle kıyaslayıp yetersiz olduğunu düşünürler. Anksiyete ilk 4 hafta yoğundur. Geç dönem bebek kaybından sonra sağlıklı bir doğum olayını gerçekleştiren annenin bebeğiyle olan ilişkisinin düzenlenmesi ve bu sürece uyum gösterebilmesi için çaba gösterilmeli ve zorlanıldığı durumlarda  profesyonel destek aranmalıdır.



Kürtaj:

Kürtaj kadınlar için kolay bir seçenek değildir. Uzun yıllar etkisini koruyabilen acı ve mutsuzluğa neden olabilir. Kararı birçok mantıklı ve doğru nedenlerle verirsiniz ama bunlar kendinizi iyi hissetmenizi sağlayamaz. Düşük veya ölü doğum yapmış kadınlar kendi kendilerine şikayet eder, sorular sorar; bunun neden başlarına geldiklerine sebep bulmaya çalışırlar. Düşükten sonra da benzer bir duygu olabilir ama  bu durumdaki kadınlar hamileliğin sona ermesinde karar verenin kendileri olduğu gerçeğiyle yüzleşmektedirler.  Düşükte olduğu gibi bu da yalnız yaşanan bir deneyimdir.

Bu kararı veren kadının eşi destek olsa da yaşanan tek kişilik bir deneyimdir:

Bunun hakkında çok konuştuk, beraber çok gözyaşı döktük; eşim olabildiğince sevecen ve anlayışlıydı; ama yine de ben kendimi çok yalnız hissetmekteydim. Bu benim bedenimdi ve kürtaj olmuştum ve bütün bunları ayarlayan gerçekte bendim.



Bazı kadınlar bu dönemde çok yalnızdırlar:

Bebeğimi gerçekten çok istedim; ama erkek arkadaşımın kararı kesindi. Onu ikna etme çabalarım öfkesinin artmasıyla sonuçlandı; başka bir çarem olmadığını biliyordum; tek başıma bebeğimi büyütemezdim. Kürtajı ayarladım, bittiğinde çok mutsuzdum; ama kimseyle bu duygumu paylaşamadım. Tek başımaydım ve düşünceler beynimin içinde hızla geçiyordu.



Bazı kadınlar destek olan bir eş bulabilirler ama eşin toleransı kısa sürelidir:

Evet kürtaj olduğumda çok destek oldu, yanımdaydı ama bu olayın onun için olduğu gibi hemen bitmesini ve kapanmasını istedi. Küçük bir operasyon geçirdiğimi, komplikasyon gerçekleşmediği için de her şeyin yolunda olduğunu düşünüyordu. Bu olay gerçekte bana bir yıl sonra etki etti; eşim benim bu durumumla daha fazla uğraşmak istemediğini söyledi. Ne kadar şanslı diye düşündüm; bir seçeneği var, Bana çeneni kapat diyor ve ben de bu komuta uyuyorum. Bu yaşananların sanki onunla hiç bir ilgisi yoktu. Tüm bunlar onun için rahatsızlık veren olaylardı ama benim için çok değerli bir şeyin kaybıydı. Hem ona hem de bebeğe birlikte sahip olamazdım; yanlış olanı seçtim diye düşündüm.



Toplum kadına çocuk doğurması ve onları büyütmesi açısından anlamlı bir yatırımda bulunmaktadır. Bunun reddedilmesi gelişmiş toplumlarda bile hoşgörüyle karşılanmamaktadır.

Bu kararı veren kadınlar hem verilen kararın yarattığı olumsuz duygular hem de toplumun bu bakışıyla karşı karşıya kalmakta ve anksiyete, suçluluk, depresif şikayetler ortaya çıkabilmektedir.  Bazen kürtaj kararını verme sürecinde profesyonel yardım almak gerekebilir.  Bu zamanın çok kısıtlı olduğu bir kriz durumudur. Duygusal reaksiyonlar ortaya çıkarılmalı ve olasılıklar tartışılmalıdır. Kürtajın inkar edildiği durumlarda şüpheler ve ikircikli duyguların dışa vurumu değişkenlik gösterebilir. Bu tutum daha sonraki dönemlerde kişiye yoğun suçluluk ve olumsuz duygular yaşatır. Kürtaj kararı veren kadınlar bu değişken, ikircikli duygularını tartışmalı, kabul etmeli ve böyle bir durumda bu duyguların kaçınılmaz olduğunu bilmelidirler. Birçok kadın bu işlemi yapacak doktoru ile açıkça konuşamamaktadır. Ancak bu konuda bilgi alınması, tüm detayların bilinmesi yaşanan anksiyetenin azalmasını sağlar. Yapılan çalışmalarda ilk üç ay içinde kürtaj kararını verip hamileliklerini sonlandıran kadınların izlenmesinde %70’inin kararlarından pişmanlık duymadıkları; %80’inde ise depresif belirtilerin görülmediği bulunmuştur.

Ancak diğerlerinde durum böyle değildir. Kürtaj sonrası oluşan psikolojik sorunlarda; bekar- çocuksuz olmuş olmak;yaşam öyküsünde şiddetli duygusal sorunların bulunması, birlikte olunan kişiyle çatışmalı ilişkinin varlığı; anneyle eskiden olumsuz ilişkinin var olması; kürtaja karşı güçlü ikircikli duygunun varlığı; kürtaja karşı olumsuz sosyal veya dini tutumun varlığı risk nedenlerini içerir.



Başa çıkma mekanizmalarının kullanımı kürtaj sonrası psikolojik durumu etkilemektedir. Kaçınma ve inkarın kullanılmasıyla kürtaj sonrası daha fazla stres ve psikolojik sorunlar yaşanmakta; yaşam olaylarının kabulü ve var olan sorunlara göre yaşamın düzenlenmesi sonucunda sağlıklı bir ruhsal yaşam sağlanmaktadır.

Kürtajdan sonra kadınların sosyal desteklerini yeterli olarak algılamaları; uyumları üzerinde olumlu etki sağlamakta ve kendilik yeterlilik duygusunun gelişmesine dolaylı yoldan etkili olduğu belirlenmiştir. Kürtajda kişinin kendilik yeterlilik duygusunun güçlü olması; duruma adapte olmasını kolaylaştırır. Optimistik bakış açısı; kişinin hayatını kontrol edebildiği duygusu benlik değerinin artmasını ve bu sürecin yaşanmasının kolaylaşmasını sağlar.

Kürtajdan sonra depresif belirtilerin görülmesinin tetikleyicileri ;

·         ·         eşle iletişim sorunlarının olması;

·         ·         hamilelik belirtilerin şiddetli yaşanmış olması;

·         ·         olayın inkarı;

·         ·         korunulduğu halde hamileliğin gelişmiş olması;

·         ·         kürtaj kararının istenilerek değil mecbur olunarak verilmiş olmasıdır.



Kürtaj sonrası alınan profesyonel yardımda bir zaman baskısı yoktur. Kişi kayıpla yaşadığı yas, öfke, depresif belirtileri ve diğer duygularını açıkça yaşamalıdır. Birçok kadın için bu kararı kendileri verdikleri için bu duyguları hissetmeye ve şikayetçi olmaya hakları olmadığı duygusu yoğundur. Halbuki verilen kararın onlar tarafından verilmesi yaşananların duygusal yükünü ve yaşattığı sorumluluk duygusu ile kayıp hissini ortadan kaldırmaz; kimi zaman daha da yoğunlaştırır. Kadınlar kendilerini suçlamak konusunda çok başarılıdırlar ve kürtaj söz konusu olduğunda bu daha da sık görülür. Bu duyguyla yüzleşilmeli ve suçluluk duygusu konuşulmalı, kişinin kendisine ait duyduğu öfke ve diğer olumsuz duygular yok sayılmamalıdır.



Kürtaj hamileliğe neden olan ilişkinin üzerine de ciddi yükler getirmektedir; çiftin bu olayı ve yaşadıklarını birbirlerinden saklamaları, yok saymaları yaşanan olumsuz duyguların daha artmasına ve ilişkiyi sabote etmesine yol açar. Bu süreçte, duyulan karşılıklı duygular, öfke, kırgınlık, kızgınlık, pişmanlıkların ağırlığı azalana kadar konuşulması gereklidir.







Dr.  Refhan  BALKAN SOLUKÇU

 

Son Güncelleme: Cumartesi, 14 Kasım 2009 12:20
 

Vinaora Visitors Counter

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün141
mod_vvisit_counterDün176
mod_vvisit_counterBu Hafta417
mod_vvisit_counterGeçen Hafta1289
mod_vvisit_counterBu Ay4355
mod_vvisit_counterGeçen Ay4938
mod_vvisit_counterTüm Günler255959